1. Haberler
  2. E-Dergi
  3. Sporun İlk Adamı: Mustafa Kemal Atatürk

Sporun İlk Adamı: Mustafa Kemal Atatürk

Atatürk ve Spor
Atatürk ve Spor
Paylaş

Bu Yazıyı Paylaş

veya linki kopyala

Diyagonal Dergi, Cumhuriyet 100.yıl özel sayısından… Yazarlar: Yağmur Derin Aktay & Dilara Bostaş

Küllerinden doğan bir vatan ve temelleri sağlam atılan bir cumhuriyet… mimarı ise ulu önder Gazi Mustafa Kemal Atatürk. Küllerinden doğmuş Türkiye cumhuriyeti; bilim, sanat ve spor alanlarında, sosyal hayatta birçok değişikliğe ve yeniliğe doğru yelken açmıştı. 

Bugün ise cumhuriyetimizin 100. yılında, Atamızın, “Cumhuriyet; fikren, ilmen ve bedenen kuvvetli ve yüksek seviyeli muhafızlar ister.” sözünün arkasında duran Diyagonal Dergi ekibi olarak, Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’de sporun gelişimi için çalışmalarını derledik. 

Sporun gelişimi ve ülkeye yayılması için ilk fikir, beden eğitimi dersini zorunlu eğitim olarak müfredata dahil edilmesi fikridir. Öğrencilerin belli bir zaman diliminde hareket halinde olmaları hem fiziksel hem de zihinsel olarak dinç kalmalarına ve biriken enerjilerini atmalarına yardımcı olabilirdi. 

Bunun için tabii ki de güçlü adımlar atılmalıydı. Daha cumhuriyet ilan edilmeden beden eğitiminin müfredata dahil edilmesiyle ilgili çalışmalara başlanması, Atatürk’ün bu konuda ne kadar aceleci olduğunu bizlere gösteriyor.

İlk adımlardan bir diğeri olarak “Gazi Terbiye Enstitüsü” kurularak Ankara’da hizmete başlanmasıdır. Ayrıca Çapa Muallim Mektebi’ne bir beden eğitimi kursu açılmış ve başına Avrupa’da beden eğitimi üzerine öğrenim görmüş olan Selim Sırrı Tarcan getirilmiştir. İsveçli iki kadın öğretmen kursa gelerek, kadın beden eğitimi öğretmenlerinin yetiştirilmesinde ön ayak olmuşlardır. Kursta yetiştirilen bazı öğretmenler ihtisas yapmak üzere Avrupa’ya yollanmıştı. Atatürk, aynı zamanda askeri okullardaki subayların da modern beden eğitimi ile idmanlarını gerçekleştirebilmeleri adına eğitimden geçip ihtisas yapmalarını istemiştir. 

Beden eğitimi üzerine ihtisas yapmak üzere Vildan Aşir Savaşır ve Suat Hayri Ürgüplü, Belçika’nın Gent şehrine giderler. İhtisaslarının sonlarına doğru Alman bir öğretmen olan Kurt Dainas, Gazi Terbiye Enstitüsünün beden eğitimi bölümünün faaliyetlerini başlatmak üzere Türkiye’ye gelir. Avrupa’dan dönen gençlerimiz ve davet edilen yabancı öğretmenlerin de enstitüye dahil edilmesiyle bu genç kadro, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kadrosunu oluştururken Atatürk ise sadece beden eğitimi dersini mecburi eğitime dahil etmekle kalmamış; aynı zamanda bu genç ve modern kadroyu yepyeni Türkiye Cumhuriyeti’ne kazandırmıştır. Cumhuriyetimizin çocuklarının hem zihnen hem de fiziksel olarak güçlü yetiştirilmesi için elinden geleni yapan Ulu Önderimiz, daha Lozan Antlaşması imzalanmadan hayata geçirilmesine karar verdiği projeleriyle yeni Türkiye Cumhuriyeti’nin temel taşlarını erkenden ve çok sağlam bir şekilde yerleştirmeye başlamıştı bile. Mustafa Kemal Atatürk’ün bu kararlı tutumu hasta bir adamın küllerinden doğarak bilim, sanat ve spor alanında gelişmiş olan güzel vatanımızın kurulmasının en büyük sebeplerinden biri olacaktı… 

Türk sporundaki gelişmelerin tam gaz devam etmesindeki en büyük sebeplerinden birisi de dönemin önde gelen spor kuruluşlarından olan Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi ve Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı’nın temellerinin Cumhuriyet’in kuruluşundan çok önceye dayanmasıdır.

Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi, 1908 yılında Selim Sırrı Tarcan önderliğinde Osmanlı Milli Olimpiyat komitesi adıyla kurulur. 1912 yılında Uluslararası Olimpiyat Komitesi tarafından kabul edilen Cemiyet, 1924 yılında Bakanlar Kurulu kararı ile Türkiye Milli Olimpiyat Komitesi adını alarak kamu yararı bir kuruluş olarak kabul edilir ve Türk sporuna yaraşır, başarılı olimpiyat sporcuları yetiştirmek adına Türkiye Cumhuriyeti’ne resmen bağlı olarak çalışmalarına başlar.

Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı ise, İstanbul içinde faaliyette bulunan spor kulüpleri tarafından futbol ile ilgili çalışmalarını yürütmek üzere kurulmuştur. İlk kez 26 Haziran 1920 tarihinde toplanan kulüp yöneticileri; önce geçici bir kurul oluşturmuş, ardından İsviçre Federasyonu ve Spor Birliği Yönetmeliği’ni örnek alarak çalışmalarını sürdürmüşlerdir. Geçici kurulun çalışmaları tamamlandıktan sonra hükümete başvuruda bulunuldu ve 22 Mayıs 1922 tarihinde Türkiye İdman Cemiyetleri İttifakı, Ali Sami Yen başkanlığında resmen kuruldu. 

Türkiye İdman Cemiyetler İttifakı’nın kuruluş gerekçesi şu cümlelerle açıklanmaktadır: 

Türk ırkı bugün kemiyet ve keyfiyetçe korkunç bir uçuruma sürüklenmektedir. Bu ırk düşüşünün sebeplerinden bir kısmı siyasi bir kısmı içtimaidir. Siyasi sebep, Avrupa, Asya ve Afrika kıtalarına yayılmış ülkenin muhafazasını Türk, epey zamandır, yalnız kendi kollarına yükletmiş, Batının aralıksız hücumlarına yalnız başına mukavemet etmiş ve bu mücadelesi uğrunda tabiatıyla mecalsiz kalmıştır. İçtimai sebebe gelince: cehalet, yaşama tarzı bilmemek, sıtma, verem, frengi, tütün, içki hayatımızı kemiren unsurların başlıcalarıdır… İşte ırkımıza, varlığımıza kasteden bu marazın, bu hallerin dehşeti karşısında yürekleri titreyen gençler bu millete taze hayat ve kuvvet vermek için birleşmelidirler.”

Bu iki komitenin başında Ali Sami Yen ve Selim Sırrı Tarcan gibi Cumhuriyet tarihinin en büyük spor adamları vardı ve günümüz Türk sporunun şu an olduğu seviyeye çıkabilmesini sağlama konusunda pastanın en büyük dilimleri kesinlikle bu parlak spor adamlarına aitti. 

Ali Sami Yen ve Selim Sırrı Tarcan, bir araya gelip 1924 Paris Olimpiyatları’na sporcu yetiştirmeye karar verdiklerinde yeni doğmuş Türkiye Cumhuriyeti daha ilk aylarını yaşıyordu. Ulu Önderimiz, çok kısa zamanda çok büyük işler yaptığı bir çalışmaya daha imza atmış, daha birkaç ay önce kurulan çiçeği burnunda Türkiye Cumhuriyeti, 1924 Paris Olimpiyatları’na atletizm, bisiklet, futbol, eskrim, güreş ve halter branşlarında katılarak Dünya arenasında kendini gösterme şansı yakalamıştır.

Bizzat Gazi Paşa’nın emriyle kurulmuş bir spor kulübü de var: Muhafızgücü 

Muhafız Alayı, 18 Temmuz 1920 tarihinde kurulmuştu. Ankara’da kurulmuş en eski spor kulübüdür. Başkanı Mülazım İsmail Hakkı Bey tarafından kulübün adı Muhafız Alayı olarak belirlenmişti fakat üç sene sonra Muhafızgücü SK ismini almasına karar verilmişti. Muhafızgücü, futbol, atletizm, binicilik, bisiklet, voleybol, basketbol branşlarında faaliyet göstermiş ve Atasını, ülkesini gururlandırmıştı. Kulübün bünyesinde asker sporcular da yetiştirilmişti. 

Futbol takımı, altı kez Ankara Futbol Ligi’nde şampiyon olmuştu. 1924’ye Türkiye Futbol Şampiyonasında da Altınordu’yu 5-1 mağlup ederek Türkiye şampiyonu olmuştur. 

Basketbol takımı, 1973-1974 şampiyonu, voleybol takımı ise 1974-1975 sezonunda şampiyonluğa ulaşmıştı. 1981 yılında ise kulüp kapandı. 

Ulu önderimiz, her alanda olduğu gibi spor alanındaki önderliği de ömrünün sonuna kadar sürdürmüştür. Gerek sıhhatinde gerekse ayakta güçlükte dururken; temellerini attığı, “hasta bir adam” olarak nitelendirilen dört bir yanı zapt edilmiş bir devletin; modern, genç ve laik Türkiye Cumhuriyeti haline gelmesinin baş mimarı olarak çalışmalarını sürdürmeye devam etti. Nitekim 3530 sayılı Beden Terbiyesi Kanunu 29 Haziran 1938’de yürürlüğe girmiş, TBMM’nin 1 Kasım 1938 tarihindeki açılışında Başbakan Celal Bayar aracılığıyla Atatürk, Beden Terbiyesi Kanunu’nun kabulünden memnun olduğunu ifade eden konuşmasında sporla ilgili son sözlerini meclise iletmiştir.

20 Haziran 1938 tarihinde TBMM, Atatürk’ün milli mücadeleyi başlattığı tarih olan 19 Mayıs’ı, 3466 sayılı kanun ile her yıl 19 Mayıs tarihinde kutlamak üzere “Gençlik ve Spor Bayramı” ilan etmiştir. 

Spor, hem eğitimin hem de sağlığın önemli bir parçasıydı ve Atatürk bunu çok iyi biliyordu. Kendisi de çocukluk yıllarından beri güreşe, yüzmeye ve ata binmeye büyük ilgi duymuştu. Cumhuriyeti inşa ettikten sonra da bu ilgisinden vazgeçmemiş, hem kendisi sporla uğraşmış,fırsat buldukça o dönemin spor kulüplerini ziyaret etmeyi kendisine görev bilmişti. Üç büyük İstanbul kulübünün ziyaretleri bu bağlamda çok meşhurdur.

Bu ziyaretlerden belki de en sık gördüğümüz; hatta Gazi Mustafa Kemal’in ziyaret ettiği günü, kulübün kuruluş tarihi olarak belirleyen Fenerbahçe’dir.

3 Mayıs 1918’de Fenerbahçe Spor Kulübü’nü ziyaret ettiğinde, anı defterine şu cümleleri kaydetmeyi de unutmamıştı: 

“Fenerbahçe Kulübünün her tarafta beğenilip değer verilen, ortaya çıkmış eser ve çalışmalarını duymuş ve bu kulübü ziyaret edip bu işte emeği, yardımı olanları tebrik etmeği görev edinmiştim.

Bu görev ancak bugün yerine getirilebilmiştir.

Takdir ettiğimi ve kutladığımı buraya kaydetmekle övünüyorum.”

3.5.1918 / Ordu Komutanı Mustafa Kemal.

Galatasaray ile ilişkisi, Galatasaray Lisesi’ni 2 Aralık 1930, 1 Temmuz 1933 tarihlerinde gerçekleştirdiği ziyaretle* tescillenmişti. Galatasaray Lisesi’ne bulunduğu ziyaretlerde okulun vaziyeti hakkında bilgi almış; imla, lisan ve resim derslerine katılım göstermişti. Kütüphanenin hatıra defterini de imzalamayı unutmamıştı. 

Atatürk’ün Beşiktaş Jimnastik Kulübüne ziyareti gayriresmi şekildedir. Atamızın evinin arkasında Beşiktaş’ın antrenman sahası vardı ve denk geldikçe uzaktan da olsa bu antrenmanları izlerdi. 1916 yıllarının ilk günlerinde evinin arka kapısından Beşiktaş’ın antrenman yaptığı sahaya inmiş, Ahmet Fetgeri ve Fuat Balkan Beyleri yanına çağırıp kendilerini şu sözlerle gururlandırmıştı:

Efendiler, 

Sizlerin ve sporcularınızın ciddi çalışmalarını, çeviklik ve maharetini uzun zamandan beri büyük bir zevkle ayrıca dikkatle izliyorum. spordan yoksun bir gençlik, nasıl ki vatan müdafaası sırasında etkili olamıyorsa, insan denen varlığın kafa yapısı da ne derece tekamül ederse etsin, bedeni inkişafı noksan ve yetersiz olursa o vücut o kafayı ileriye götüremez, taşıyamaz. 

bugün bünyenizde toplayıp ilmi metodlarla yetiştirmeye çalıştığınız bu gençler, tam anlamda bedenen ve fikren geliştikleri zaman vatan müdaffasında, ilmi sahalarda olduğu gibi, spor alanlarında da Avrupalı hasımlarına Türk’ün ölmez gücünü ispat edeceklerdir. 

Sizi canı gönülden kutlar, başarılarınızı her zaman duymak isterim.” 

Genç Türkiye Cumhuriyeti’nin Cumhurbaşkanı olarak ilk ziyaret ettiği spor kulübü, Karşıyaka Spor Kulübüydü. Birden fazla kez Karşıyaka Spor Kulübünü ziyaret etmişti, ilk ziyaretin tarihi ise 13 Ekim 1925’ti. İzmir’e hatta Ege Bölgesi’ne her gelişinde fırsatı buldukça Karşıyaka halkını ve Spor Kulübü’nü ziyarette bulunmuş, kendini her zaman buraya ait hissetmişti.  Bunun yanı sıra Kaf-Sin-Kaf’lıların armasını ay-yıldız ile onurlandırmayı da unutmamıştı. İlk ziyaretinde Karşıyaka Spor Kulübü’nün defterine bu dizeleri kaydetmişti:

“Karşıyaka Spor Kulübü’nde karşı karşıya bulunduğum gençlik iftihara şayandır. Bu gençlik muvacehesinde istikbalin kuvvetli saadeti ne bariz görünmektedir.”

13.10. 1925 / Gazi M. Kemal

Soy isimlerini bizzat Atatürk’ten alan sporcularımız da var, onlara değinmezsek yazımız eksik kalır. Milli takımın ilk golcüsü, Galatasaray-Fenerbahçe rekabetinin en golcü isimlerinden, Fenerbahçe’ye ve milli takıma ettiği hizmetlerle adından sıkça söz ettiren, futbolu bıraktıktan sonra tenisle de uğraşan Zeki Rıza Sporel bu konuda en güzel örneklerden birisidir. Soy adını, soyadı kanunu çıktıktan sonra bizzat Atatürk tarafından almıştır. Sporel, 1955-1957 yılları arasında Türkiye Su Federasyonları Başkanlığı ve Fenerbahçe SK Başkanlığı görevini yürütmüştü. Celal Bayar ile Moda Deniz Kulübü’nü kurmuştur. 

Nedim Kaleci de bunlardan birisidir. Soyadını aldığı gibi, Nedim bey kaleciydi. Futbola, İstanbul’un Altınordu İdman Yurdu takımında başlamış ve 1923’te Romanya karşısında Türk milli takımımızın ilk maçında file bekçiliği yapmıştı. 1924 Paris Olimpiyatlarında da kalemizi korumuştur. 1926’da Fenerbahçe’ye transfer oldu, 1939 ve 1967-1969 dönemlerinde Fenerbahçe’de yöneticilik, Türkiye Futbol Federasyonunda asbaşkanlık görevlerini üstlendi. 

Dünya ve Olimpiyat Şampiyonu güreşçimiz Celal (Doğan) Atik de soy ismini bizzat Mustafa Kemal Paşa’dan almıştır. Mustafa Kemal Paşa, 1938 yılında düzenlenen Türkiye Şampiyonasında Celal Doğan’ı görmüş ve atik hareketleri dikkatini çekmiştir. Atatürk’ün “Sen çok atik bir pehlivansın, soyadın da Atik olsun” önerisi sonucu, Celal Bey’in “Doğan” soy ismi, Atik olarak değiştirilmiştir. 

Celal Atik; 1946, 1948, 1949, 1951’de düzenlenen olimpiyatlarda birinci olarak soyadını ve milletimizi gururlandırmıştır. 

Türk milletinin ulusal egemenliğini kazanabilmesi, çağdaş ve demokratik Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulabilmesi için Ulu Önder Atatürk’ün sarf ettiği çabaya karşı mutlak bir borcumuz var. Bizim görevimiz ise; bize emanet edilen Al Bayrağımızı en tepede dalgalandırmak, karanlıktan aydınlığa çıkmasını bilen Türk Milleti olarak bizlere armağan edilen güzel vatanımızın ebedi varlığını korumak üzere gelecek nesillere aktarmaktır. 

Cumhuriyetimizin 100. yılında ay yıldızlı şanlı Türk bayrağımızı, cumhuriyete yaraşır bir şekilde dalgalandırmaya devam ediyoruz. Her gecenin bir sabahı olduğunun bilincinde olmak ve Atamızın emanetine sahip çıkmak boynumuzun borcudur.

Ay yıldızlı forma altında elde edilen başarıların onu ne kadar gururlandırdığını biliyoruz ve kendisine sonsuz saygı ve minnet duyuyoruz. 

İlelebet payidar kalacak olan Türkiye Cumhuriyeti’nin 100. yılını kutlar, ülkemizin neferleri olarak şanlı bayrağımızı en yükseklerde dalgalandıracağımıza dair Ulu Önderimize söz veririz.

29 Ekim Cumhuriyet Bayramımız kutlu olsun…

*: Galatasaray Spor Kulübü’nün resmi web sitesinde belirtilene göre Gazi Atatürk; Galatasaray Lisesi’ne bir ziyaret daha gerçekleştirmişti ve bu ziyarette, Lisedeki tarihi Tevfik Fikret salonunda verilen bir müsamereyi izlemiş ve oyunda rol alan öğrencilere övgüler yöneltmişti. Niyazi Ahmet Banoğlu’nun “Atatürk’ün İstanbul’daki Hayatı” adlı yapıtında bu ziyaret hakkında bilgi verilmektedir. 

Atatürk ve Spor ile ilgili söylediği sözler
Atatürk ve Spor ile ilgili söylediği sözler

E-posta adresiniz yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir