BasketbolE-Dergi

Erdenay, NBA teklifini neden reddetti? Diyagonal’e açıkladı

Harun Erdenay kimdir - Harun Erdenay röportajıHarun Erdenay kimdir - Harun Erdenay röportajı
En son transfer haberleri | spor magazin | masa tenisi tahminleri

Haberi Sosyal Medyada Paylaş

Türk basketbolunun önemli değeri, eski TBF Başkanı ve eski milli basketbolcu Harun Erdenay, Diyagonal E-Dergi’nin 1.sayısına konuk oldu.

Diyagonal E-Dergi’nin 1.sayısını ÜCRETSİZ erişmek için tıklayın!

Ö. Çayır: Babanız Kemal Erdenay: İlk koçunuz. Hem karakter hem basketbol anlamında sizin bu seviyeye gelmenizdeki katkısını bize anlatabilir misiniz?

Harun Erdenay: Tabii, babanızın eski bir basketbolcu olması, basketbolcu yetişen bir çocuk için avantaj; bir kere bildiklerini, tecrübelerini size aktarıyor. Bu yetişen bir oyuncu için büyük bir avantaj. Onun yanı sıra antrenörümün olmasının, bir de üst düzey bir basketbolcu olmasının, bana birçok yönden faydası oldu. Bir de düşündüğün zaman 14 ve 18 arası yaşlar basketbolda yetişmek için en önemli yaşlar, o dönemler boyunca benimle çok yakından ilgilendiği için, büyük bir avantajım olduğunu söyleyebilirim.

Ö.Çayır: İTÜ’de başladınız, daha sonra da İTÜ’ye geri döndünüz. Belli ki para sizin için ikinci planda, çünkü İTÜ’ye dönerken diğer olanakları göz ardı ettiniz. Sizin için İTÜ bu dönüşte bir vefa örneği miydi? Yoksa orada mı olmak istediniz?

Harun Erdenay: Ben İTÜ’den yetiştim. O zaman Gümüşsuyu Spor Salonu’nda antrenmanlarımızı yapıyorduk. Oranın kokusu bile farklıydı; inan kokusu hala burnumdadır. Girdiğin an başka bir koku alırdın oradan ve oraya bir gönül bağım oldu. Her zaman o takımla büyüdüm; küçük, genç, yıldız ve A takımında oynadım. Daha sonra Paşabahçe’de profesyonel oynarken kapandı. Tekrar bir sene ve en iyi zamanımda; 24 yaşındayken bedelsiz oynadım. Fakat basketbol kariyerimin sonunda oraya dönüp bir iki sene oynamak istedim. Açıkçası kariyerimi orada sonlandırmak istedim. O yüzden kariyerimin son senelerini orada geçirdim.

Harun Erdenay nostalji
Harun Erdenay nostalji

NBA’DEN GELEN TEKLİFİ NEDEN REDDETTİ?

Ö.Çayır: NBA’den gelen bir teklifi, NBA’e transfer olma durumunuzu reddettiğinizi ve ikinci plana attığınızı söylemişsiniz. Fenerbahçe Ülker’de oynamayı seçtiniz. Bunun sebebi nedir? Neden böyle bir karar aldınız?

Harun Erdenay: Öncelikle hiç beklemediğim bir anda teklif geldi. Avrupa Şampiyonası’nda oynarken, şampiyonanın son gününde Cleveland Cavaliers takımının keşif ekibi geldi ve beni çok beğendiklerini, epeydir beni takip ettiklerini, geçen sene Avrupa Kupaları’nda da takip ettiklerini söyleyip, benimle kontrat yapmak istediklerini söylediler. Fakat hem beklemediğim hem de hazır olmadığım bir andı.

Fenerbahçe’de kontratım vardı. Açıkçası Avrupalı oyunculara o zamanlar NBA’de çok fazla saygı duyulmuyordu. Oyuncular da zorluk çekiyordu. Avrupa’dan gelen bir oyuncuya üst düzey oyuncu değil muamelesi yapılıyordu. O zaman ben de kendimi çok hazır hissetmediğim için teklifi kabul etmedim.

Ö. Çayır: 2005 yılının iki, üç sezon sonrasında basketbolu bırakacağınız duyumları çıktığında; ‘’Türkiye Basketbol Federasyonu’na başkan olsun’’ denildi. Aradan 10 yıl geçtikten sonra gerçekten de federasyon başkanı oldunuz. Kısa bir süre de, azim ve istekle çalışıp, destek alarak geldiniz. 18 aylık bir dönem, biraz daha uzun olsaydı aklınızda yapmak istediğiniz başka şeyler var mıydı?

Harun Erdenay
Harun Erdenay

Harun Erdenay: Zaten geldiğim o dönemin kısa bir dönem olduğunu biliyordum. Sonuçta Turgay Demirel FIBA başkanı olmuştu. Türkiye Basketbol Federasyonu’ndaki görevini bırakmak durumundaydı. O bırakınca 17-18 aylık bir dönemde gelmiştim. O dönem içinde takımlara nasıl yardımcı olabiliriz, milli takımları nasıl geliştirebiliriz, basketbolu nasıl Anadolu kulüplerine yayabiliriz diye düşünerek, 17 18 ay geçirdik. Zaten uzun süreli bir plan yapma şansımız yoktu, çünkü görev süremiz 17 aylıktı. O 17 ayı iyi değerlendirdiğimizi düşünüyorum.

Ö. Çayır: Olimpiyatlar, Avrupa Şampiyonaları, bir yandan NBA ve son zamanlarda da Sırp basketbolunun olayları iyice törpülemesi. Bu etkenlere baktığımızda ülkemizin basketbolunu nerede görüyorsunuz?

Harun Erdenay: Basketbolun yakın geçmişine baktığımız zaman iki tane madalyam var. Biri 2001 Avrupa Şampiyonası, ikincisi finalinde ikinciliği yakaladığım 2010 Dünya Şampiyonası. Bence iki kadro da, hem 2001, hem de 2010 kadroları; gerçekten çok kaliteli kadrolardı. Bunlar Türk Milli Takım tarihinin en kaliteli kadrolarıydı. Bu iki başarı Türkiye’yi Dünya basketbolunda bir yere taşıdı. Aynı zamanda yıllardır, kulüplerimizin başarısı var. Galatasaray, Fenerbahçe ve Beşiktaş, Karşıyaka, Tofaş, Banvit ve Efes. Bunların takımlarımızın hepsi Avrupa’da başarılı sonuçlar elde ediyor. Bence bu takımlarımızın başarıları, Türk basketbolunu dünyada sözü geçen bir yere getirdi.

Ö. Çayır: Oynadığınız dönemlerden ya da genel basketbol tarihinden ilk beş oluşturursanız, kendiniz içinde dahil olmak üzere kimleri koyardınız?

HARUN ERDENAY’IN İLK 5’İ

Harun Erdenay: Zamanında Türkiye’ye çok büyük oyuncular geldi, gerçekten iyi oyuncular geldi. Bence 2000’ler öncesi gibi düşünürsem: Nene, Ben, Hüsnü Çakırgil, Ömer Büyükaycan ve Tamer Oyguç gibi isimleri düşünürdüm herhalde. Şahsi görüşüm olarak, 2000’li yıllardan sonra gelen en iyi 5: Kerem Tunçeri, İbrahim Kutluay, Hidayet Türkoğlu, Mehmet Okur, Mirsad Türkcan.

Ö. Çayır: Halihazırda, kendinizi gördüğünüz bir Türk oyuncu var mı?

“KENDİMİ FURKAN KORKMAZ’A BENZETİYORUM”

Harun Erdenay: Kendimi Furkan Korkmaz’a benzetiyorum. O da çok atletik ve potaya çok çabuk gidebiliyor. Şut atıyor, yakın mesafe atıyor, top sürüyor ve yüklenebiliyor. Şu anki oyunculardan Furkan Korkmaz’ı kendime yakın görüyorum.

Harun Erdenay: Furkan Korkmaz'ı kendime benzetiyorum
Harun Erdenay: Furkan Korkmaz’ı kendime benzetiyorum
İBRAHİM KUTLUAY KIYASI

Ö. Çayır: İbrahim Kutluay sizinle çok kıyaslanıyor. Aslında farklı oyun tiplerine sahipsiniz fakat kıyaslanmanızın nedeni gerçekten iki tarafın da yetenekli olması. Aranızdaki farkları bir de sizden duymak isteriz.

Harun Erdenay - İbrahim Kutluay
Harun Erdenay – İbrahim Kutluay

Harun Erdenay: İbrahim spora çok yönelik bir sporcu. Bir kere İbrahim’in maçlarına baktığımızda, yedi, sekiz dakikalık periyotlarda 15-16 sayıyı bir anda atabilecek kapasitede bir oyuncu olduğunu görüyoruz. Çok çabuk şut atıyor, sprintten inanılmaz süratli bir şekilde çıkıyor ve kaşla göz arasında şutları atabiliyor. Drive’dan, pota altlarından, yakın mesafeden bitirebiliyor. Ben İbrahim’in biraz daha dribbling ile topla oynayan versiyonuydum. İbrahim’in bana göre çıkışları daha kuvvetliydi, set çıkışları daha iyiydi. Ben biraz daha Pick and Roll oynardım onunla.  Guard’a yönelik özelliklerim İbrahim’e göre biraz daha fazlaydı. Tabii baktığımız zaman, Avrupa’ya damgasını vurmuş oyunculardan biridir.

 

 

RÖPORTAJIN TAMAMI İÇİN TIKLAYIN

 

Bir cevap yazın